Krystal, o kalın kara yaramı ilk gördüğünde gözleri faltaşı gibi açıldı; iri ve sert yapısıyla amcığını hatırlatan o uzunluk, hemen boğazına inmek için can atıyordu. Geniş kalçasını hafifçe oynattı, oradaki kıvrımları belirginleşti ve siyah yaramın sert ucunu dudaklarına doğru çekti. İlk başta nazlandı gibi yaptı ama içindeki aç kurdu durduramadı; diliyle ucu yalayarak ıslattı, yavaş yavaş derinlere doğru itti. Krystal’in boğazı genişlerken nefesi boğuklaştı, yarak gittikçe iniyor, her santimini yeni bir zevke çeviriyordu.
Siyah devin sapını tam anlamıyla içine çekme hırsıyla boğazını zorladı; sesler kısıldı, hırıltılar duyuldu. Yarağın üzerindeki damarlara ve kaygan uç kısmına dilini gezdirirken yüzündeki ifade giderek daha da hırçınlaştı. O iri kara yaram amcığını delip geçerken elini arka tarafında sıkıca tutuyordu. Krystal boynunu geriye atmıştı, hani o devasa sopayı biraz daha derine indirmeye çalışıyordu; bu sırada burnundan soluduğu hava ve gıcırdayan dişlerinin sesi ortalığı kapladı.
Birden bastırdı; karısı gibi ince ama aynı zamanda kocaman olan yanağı basınca hareketlenmeye başladı. Boğazının derinliklerinde hissettiği o doluluk hissiyle birlikte kafasını birkaç defa yukarı aşağı salladı. Yaranın kalınlığı yanaklarını çekiştirirken salyalar dudaklarından taşmaya başladı. Krystal’in vücut dili tamamen teslim olmuştu; kalçasını hafifçe sallayıp omuzlarıyla ritim tutuyordu. Her saniye sertliğin ve girmenin şiddeti artıyor, karanlık tenli yaranın verdiği keskin haz bedenlerini sarıyordu.
Sonunda amcığın altuda kalan kısmını bile ağzına aldıktan sonra sertçe gömdü sikip durdu. Boğazından gelen hırıltılı iniltilerle birlikte yarağı köklüyordu resmen. Hem dilinin ucuyla hem de ağzının içinde yarakla oynuyor, hiçbir noktasını boş bırakmadan sevginin en acayip halini yaşatıyordu kendisine. Kirli bir sikiş vardı orada; tabular paramparça olurken Krystal tüm benliğiyle içine aldığı kara yaranın kökünü yakıyordu.
İçinde patlama olana dek devam etti bu boktan sevişme: gümbür gümbür soktukça boğazda yankılanan inlemeler havayı kasıp kavuruyor, ağızdan akan salya damlaları yere düşüyordu. Sonunda adam da dayanamadı ve tabut kadar kalın yarakla içini boşalttı Krystal’in boğazına; sıcak sıvıları yutağa dolup gittiğinde kız şaşkın ama tatmin olmuştu. O cehennem tarzında geçen delice sikişten sonra ikisi de iyice dumura uğramıştı; boşalmış bedenler birbirine yapışmış halde orada erimişti adeta.

